Türkiye ile İran arasında yürürlükte olan 25 yıllık doğal gaz tedarik sözleşmesi, Temmuz ayında sona erecek. Anlaşmanın bitimiyle birlikte iki ülke arasındaki enerji ticaretinde yeni bir dönem başlarken, süreçte en belirleyici unsurlar yaptırım rejimleri ve ödeme mekanizmalarındaki belirsizlikler olarak öne çıkıyor.
Türkiye’nin doğal gaz kaynaklarını çeşitlendirmesi, İran bağımlılığını azaltsa da bu arz tamamen kesilecek değil. 2025 yılı verilerine göre İran, Türkiye’ye yaklaşık 7,8 milyar metreküp doğal gaz tedarik ederek toplam ithalatın yüzde 13’ünü karşıladı. Doğu Anadolu’daki boru hattı altyapısının büyük ölçüde İran gazına uygun tasarlanmış olması, bu kaynağın bölgesel arz güvenliği açısından önemini korumasını sağlıyor.
Yeni dönemin en kritik değişkeni ise finansal akışlar ve yaptırımlar. Eylül 2025’te Birleşmiş Milletler yaptırımlarının yeniden devreye girmesiyle birlikte, ABD Hazine Bakanlığı’nın doğal gazı geçici muafiyet kapsamından çıkarması Türk bankalarının ödeme işlemlerinde daha temkinli davranmasına neden oldu.
Piyasa gözlemcileri, yeni anlaşmanın daha düşük hacimli, kısa süreli ve yaptırım risklerine karşı esnek hükümler içerebileceğini belirtiyor. Temmuz sonrası Tebriz-Ankara boru hattındaki akışın seyri, yalnızca enerji arzı değil, aynı zamanda bölgesel ticaretin yeni yaptırım mimarisi karşısındaki durumunu da ortaya koyacak.
Kaynak: 7Deniz